Bir erkek neden alay eder? Sokakta, işte ve ilişkilerde görünen görünmeyen dinamikler
Sevgili okurlar, Simarikcanta ekibi olarak bugün “Bir erkek neden alay eder” konusunu sizlerle paylaşmaktan heyecan duyuyoruz.
İstanbul’da yaşayınca insanın “normal” dediği şeyler biraz esniyor. Kalabalık bir metrobüs durağında beklerken, iş çıkışı Taksim’e doğru yürürken ya da bir STK ofisinde toplantı arasında çay içerken sürekli küçük insan davranışlarıyla karşılaşıyorum. Bunların içinde en çok dikkatimi çekenlerden biri de şu: “Bir erkek neden alay eder?” sorusunu doğuran küçük ama keskin anlar.
Bu bazen bir toplu taşımada yüksek sesle yapılan bir şaka, bazen iş yerinde bir kadın çalışanın fikrinin hafife alınması, bazen de arkadaş grubunda bir erkeğin başka bir erkeği “şaka” adı altında küçük düşürmesi şeklinde karşımıza çıkıyor. Dışarıdan bakınca basit bir davranış gibi görünüyor ama içine indikçe toplumsal cinsiyet, güç ilişkileri ve sosyal öğrenme gibi katmanlar ortaya çıkıyor.
Bir erkek neden alay eder? Güç, aidiyet ve görünür olma ihtiyacı
Sahada çalışan biri olarak şunu çok net gözlemledim: Alay etme davranışı çoğu zaman tek bir nedene indirgenemez. Ama özellikle erkekler arasında bu davranışın tekrar eden bazı sosyal işlevleri var.
Birincisi güç gösterisi. İstanbul gibi rekabetin yüksek olduğu bir şehirde, insanlar kendilerini ifade etmenin farklı yollarını buluyor. Bazı erkekler için alay etmek, bir üstünlük kurma biçimi olabiliyor. Bu üstünlük fiziksel güçten ziyade sosyal statü üzerinden kuruluyor.
Geçen yıl Kadıköy’de gençlerle yaptığımız bir atölyede, katılımcılardan biri şunu söylemişti: “Arkadaş grubunda espri yapmazsam yok sayılıyorum.” Bu cümle aslında çok şey anlatıyor. Alay etmek bazen bir “var olma dili” haline geliyor.
Bir erkek neden alay eder? Sosyalleşme biçimlerinin etkisi
Çocukluktan itibaren erkek çocuklara öğretilen bazı davranış kalıpları var. Duygusal ifade yerine mizah, kırılganlık yerine sertlik, empati yerine rekabet daha çok teşvik ediliyor.
Bunu saha çalışmalarında çok net görüyorum. Özellikle ergen erkek gruplarında alay, bir tür iletişim dili gibi kullanılıyor. Ama bu dil çoğu zaman sınır tanımıyor.
Bir keresinde Esenyurt’ta bir gençlik çalışmasında, bir grup genç erkek birbirine sürekli takılıyordu. Dışarıdan bakınca eğlenceli gibi duruyordu ama içlerinden biri sessizleştiğinde fark ettim ki aslında alay, onu dışarıda bırakmanın bir aracına dönüşmüştü.
Bir erkek neden alay eder? Toplumsal cinsiyet rolleri nasıl şekillendiriyor?
Toplumsal cinsiyet rolleri, bireylerin davranışlarını fark etmeden yönlendirir. Erkeklik çoğu zaman “güçlü olma”, “duygusal zayıflık göstermeme” ve “kontrol sahibi olma” ile ilişkilendirilir. Bu çerçevede alay etmek, bazı erkekler için kırılganlıklarını gizlemenin bir yolu olabilir.
İstanbul’da bir kadın hakları derneğinde çalışırken en çok duyduğumuz şeylerden biri şu: “Erkekler şaka yaptığını söylüyor ama bu şaka değil.” Bu cümle, özellikle iş yerlerinde ve sosyal alanlarda çok tekrar ediyor.
Alay etme davranışı, bazen doğrudan bir saldırı değil ama dolaylı bir baskı aracı olabiliyor. Özellikle kadınların veya farklı kimliklerin bulunduğu ortamlarda bu durum daha görünür hale geliyor.
İş yerinde “şaka” adı altında kurulan güç ilişkileri
Bir proje toplantısını hatırlıyorum. Kadın bir ekip arkadaşım oldukça net ve veri temelli bir öneri sundu. Aynı öneri, birkaç dakika sonra erkek bir ekip üyesi tarafından “daha basit bir dille” tekrarlandığında grup tarafından daha fazla kabul gördü. Ardından başka bir erkek ekip üyesi gülerek “sen zaten hep fazla detaycı oluyorsun” dedi.
Dışarıdan bakıldığında küçük bir an gibi görünüyor ama aslında bu, bir alay biçimi ve aynı zamanda bir görünmezlik üretme mekanizması.
Bu tür durumlar sadece bireysel değil, yapısal bir soruna işaret ediyor. Sosyal adalet perspektifinden baktığımızda, bu tür mikro davranışların birikerek eşitsizliği nasıl yeniden ürettiğini görmek mümkün.
Bir erkek neden alay eder? Sosyal çevre ve onay mekanizması
Erkek gruplarında alay etmek bazen bir “bağ kurma” yöntemi gibi de işleyebiliyor. Ancak bu bağ kurma biçimi çoğu zaman dışlayıcı bir karakter taşıyor.
Özellikle genç erkekler arasında “kim daha keskin espri yapıyor” yarışı oldukça yaygın. Bu yarış, zamanla daha sert ve kırıcı bir dile dönüşebiliyor.
Geçen yaz Beşiktaş sahilinde yaptığımız bir gençlik etkinliğinde bunu birebir gözlemledim. Grup içinde sürekli birbirine takılan gençler vardı. Ama biri espriye karşılık veremediğinde hemen “çok ciddisin” etiketi yapıştırılıyordu. Bu da aslında dolaylı bir baskıydı.
Bir erkek neden alay eder? Dışlanma korkusu ve grup dinamikleri
Sosyal psikolojide bilinen bir gerçek var: İnsanlar ait olmak ister. Özellikle genç erkekler için grup onayı çok güçlü bir motivasyon kaynağıdır.
Bu nedenle alay etmek bazen bilinçli bir tercih değil, grup içinde dışlanmamak için benimsenen bir davranış haline gelebilir. Ama sonuç değişmez: Birileri alayın hedefi olur.
Bir erkek neden alay eder? Çeşitlilik ve farklı kimliklerin etkilenmesi
Alay etme davranışı herkesi aynı şekilde etkilemez. Kadınlar, LGBTQ+ bireyler, farklı etnik kimliklere sahip kişiler veya ekonomik olarak dezavantajlı gruplar bu davranıştan daha fazla etkilenebilir.
İstanbul gibi çok katmanlı bir şehirde bu çeşitlilik çok belirgin. Toplu taşımada, sokakta, iş yerinde farklı kimliklerin sürekli bir arada olduğu bir ortamda, alay etme davranışı bazen mikro saldırganlık biçimine dönüşebiliyor.
Bir kadın arkadaşımın anlattığı bir sahne hala aklımda: Metroda kıyafeti üzerinden yapılan alaycı bir yorum, onun tüm gününü etkileyebiliyor. Bu tür deneyimler küçük görünse de birikerek ciddi bir psikolojik yük oluşturuyor.
Bir erkek neden alay eder? Sosyal adalet perspektifinden bakış
Sosyal adalet açısından mesele sadece “kim alay ediyor” değil, “kim bundan nasıl etkileniyor” sorusudur.
Alay:
Güç dengesizliklerini görünür kılar
Bazı grupları sessizleştirir
Katılımı azaltır
Kendini ifade etmeyi zorlaştırır
Bu nedenle sadece bireysel bir davranış olarak değil, toplumsal bir yapı olarak ele alınması gerekir.
Bir erkek neden alay eder? Kendi gözlemlerimden sahneler
İstanbul’da özellikle toplu taşımada çok küçük ama çarpıcı anlara şahit oluyorum. Bir gün metrobüste iki erkek yolcu, yanlarında oturan bir kadının yüksek sesle telefonda konuşmasını alaya aldı. Kadın fark ettiğinde sessizleşti ama yüz ifadesi tamamen değişmişti.
Başka bir gün, bir STK toplantısında genç bir erkek katılımcı sürekli diğer erkekleri esprilerle baskı altına almaya çalışıyordu. Toplantı ilerledikçe kimse konuşmak istememeye başladı.
Bu sahneler bana şunu gösteriyor: Alay etmek bazen görünmez bir kontrol mekanizması gibi çalışıyor.
Bir erkek neden alay eder? Değişim mümkün mü?
Bu davranış kalıpları sabit değil. Sosyal öğrenme olduğu için değişim de mümkün.
Özellikle gençlerle yapılan çalışmalarda şunu görüyoruz: Empati geliştikçe alay etme biçimi de değişiyor. İnsanlar birbirinin sınırlarını daha iyi anlamaya başladıkça, mizah daha kapsayıcı hale gelebiliyor.
Ama bunun için sadece bireysel farkındalık yetmez. Eğitim, toplumsal cinsiyet eşitliği politikaları ve iş yerlerinde kapsayıcı kültürlerin oluşturulması da önemli.
Bir erkek neden alay eder? sorusunun ötesinde düşündüklerim
İstanbul gibi bir şehirde yaşarken insan şunu öğreniyor: Hiçbir davranış tek başına basit değil. Bir erkeğin alay etmesi de sadece bir “şaka yapma” hali değil; arkasında büyüme biçimi, sosyal çevre, güç ilişkileri ve kültürel normlar var.
Bazen bir metrobüs durağında, bazen bir ofis toplantısında, bazen de bir sokak köşesinde aynı soruyla karşılaşıyorum: Bu davranış nereden geliyor ve kimi nasıl etkiliyor?
Cevaplar net değil ama sorunun kendisi bile önemli bir başlangıç noktası oluşturuyor.